ilk Aronya bahçesi kurma fikri 2021 yılında ortaya atıldı. Özel sektörde çalıştığım dönemde müşterilerimden birinin bana ' Aronya ' hakkında bir bilgim olup olmadığını sormasıyla başladı her şey. Bu soruyla birlikte 1 yıl gibi uzun bir süre
bu meyve ile alakalı ülkemizde ve dünyada da neler yapıldığını, hangi sektörlerde kullanılabildiğini, yetiştiriciliği ile ilgili en ince detayları ve Aronya meyvesiyle alakalı geniş kapsamlı bir çalışma yaptıktan sonra 2022 Aralık ayında
ilk bahçemizi kurmak için girişimlerde bulunduk. Araştırmalarımız esnasında gördük ki Aronya taze tüketimin yanı sıra, endüstriyel alanda da ciddi anlamda kullanılan bir meyve türü. Özellikle sağlık ve kozmetik sanayinde kullanılan meyvenin dünyadaki
pazarı neredeyse tamamen bu sektörlerden oluşmakta. Fakat ülkemizin belli bölgelerinde yapılan sözleşmeli üretimler haricinde, satışı ve pazar bulma konusunda üreticiler ciddi sıkıntılar yaşamakta. Bu sıkıntılar beraberinde ekonomik zorlukları
da getirdiği için çoğu yetiştirici bahçe kurulumundan bir kaç yıl sonra maalesef bahçelerini bozmaktadır. Bizde aynı durumu yaşamamak adına, kurulum yapmadan önce üreteceğimiz bu ürün için
doğru pazar ve müşteri kitlesine ulaşma noktasında çalışmalarımızı derinleştirdik. Aronya kısa zamanda verimi çok yüksek seviyelere çıkabilen, yüksek tonajlı ürün alabileceğiniz bir bitki çeşididir. Burada ki en temel sıkıntı meyveyi yetiştirmek değil, yetiştirilip
hasat edilen meyveyi doğru zamanda doğru pazarla buluşturmaktır. İlk bir kaç yıl fidanların gelişim süreci devam ettiğinden rekolte net biçimde belli olmaz. Özellikle 5. yıldan sonra yüksek hasat miktarlarına ulaşmaya başlanır.
Eğer bu zaman zarfından elde edilen ürünün nasıl ve ne şekilde pazarlanacağı planlanmazsa, hem ürünü muhafaza etme noktasında sıkıntılar başlar, hem de yüksek maliyetlerle yapılan yetiştiricilik faaliyetlerini
finansa etme konusunda alınan üründen bir ekonomi oluşturulamaz ise sistem kendi kendini çevirememeye başlar ve sonuç bahçe sökümüne kadar gider. Ülkemizde yapılan Aronya yetiştiriciliği hakkında araştırmalarımız neticesinde ne yazık ki bu sonuçla
çok fazla karşılaştık. Bu sektörde ayakta kalabilen bir kaç büyük firma (bu firmalar özellikle yetiştiricilik değil, üreticiden yok pahasına aldığı ürünü yüksek katma değerli ürünler haline çevirip, aldıkları fiyattan çok daha yüksek miktarlara satıp
ticaretini yapanlar) haricinde , bu işi bir noktadan alıp başka bir noktaya getirebilen örneklere çok nadir rastladık. Sonuç olarak bu sektörde bir farkındalık oluşturmak, böyle bir yatırımın mantıklı olacağını düşündüğümüz için, bahçe kurulumu
ile ilgili adımlarımızı atmaya başladık.
Ülkemizde Aronyanın hangi bölgelerde yetiştiğini, gereksinimlerinin neler olduğu konusunda çeşitli araştırmalar yaptık. Bunun neticesinde, Aronya soğuk iklim bitkisi olması sebebi ile yağış alan yüksek kesimlerde daha rahat yetişebildiğini
tespit ettik. Ülkemizde özellikle karadeniz bölgesinin iklim koşullarında kolaylıkla yetiştirilmektedir. Fakat Türkiye'nin neredeyse her bölgesinde Aronya yetiştiriciliği yapılmaktadır. Su ihtiyacı giderildiği takdirde Edirne'den Kars'a ülkenin
bir çok noktasında yetiştirilmektedir. Su Aronya için elzem bir konudur. Araştırmalarımızın en başında Aronyanın su ile olan ilişkisinin bu kadar derin olduğunu net bir şekilde tespit edememiştik. Ancak araştırmalarımızın devamında aronya = su denilebilecek
kadar suya bağımlı bir bitki olduğunu tespit ettik. Su konusunun yanlış anlaşılmaması için şu notu geçmem gerekir. Aronya yoğun sulama yapılmadığında da yetişebilen bir bitkidir. Fakat hem bitkinin gelişimi hem de üretilen meyvenin kalitesi yapmış olduğunuz sulama programının yoğunluğuna göre değişmektedir.Yani başka bir deyişle kaliteli bir üretim yapmak istiyorsanız, özellikle çiçek döneminden sonraki yaz ayları boyunca ( meyve tutumu gerçekleşip olgunlaşma süresi boyunca haziran
başı - eylül sonu gibi) yoğun bir sulama programı
işletmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde elde edeceğiniz sonuçtan pek de memnun olmayabilirsiniz. (Tecrübelerimiz bu konuda bizi destekliyor) ikinci bir başlık bizim için arazi seçimiydi. Geçtiğimiz yıllarda aktif çiftçilik hayatımızı tamamen
sonlandırıp, arazilerimizi kiraya vermiştik. Arazilerin içerisinden bu iş için en uygun olanı 12500 m2 alana sahip olan, ulaşım için ana yola yakın gün ışığı alma açısı ve havası ile Aronya bahçesi için uygun olduğuna kanaat getirdiğimiz arazimizdi.
Burada yapmamız gereken bir takım çalışmalar vardı. Bunlardan bazıları, arazinin belli bölümlerinin kepçe yardımı ile kullanılabilir hale getirilmesi olurken, en önemli işlem ise kendimize ait debisi yüksek bir su kaynağıydı. memnun olmayabilirsiniz.
(Tecrübelerimiz bu konuda bizi destekliyor) ikinci bir başlık bizim için arazi seçimiydi. Geçtiğimiz yıllarda aktif çiftçilik hayatımızı tamamen sonlandırıp, arazilerimizi kiraya vermiştik. Arazilerin içerisinden bu iş için en uygun olanı 12500
m2 alana sahip olan, ulaşım için ana yola yakın gün ışığı alma açısı ve havası ile Aronya bahçesi için uygun olduğuna kanaat getirdiğimiz arazimizdi. Burada yapmamız gereken bir takım çalışmalar vardı. Bunlardan bazıları, arazinin belli bölümlerinin
kepçe yardımı ile kullanılabilir hale getirilmesi olurken, en önemli işlem ise kendimize ait debisi yüksek bir su kaynağıydı.
Arazi seçimi konusunda çalışmalarımız sürerken bir yandan da dikimini yapacağımız fidanlarımızın siparişini vermemiz gerekiyordu. Yaptığımız araştırmalar sırasında, verimli bir bahçe için fidan dikim sitili önemli bir konu olduğunu tespit ettik. Bu
konuda Ankara Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli, Türkiye' de devlet denetimi ile kurulan ilk deneme aronya bahçeleri ile ilgili yapılan çalışmalarda görev almış ziraaat mühendisi bir arkadaşımızdan bilgi alma fırsatımız oldu. Verdiği bilgiye
göre, sıra arası 3 metre ve fidan arası 1 metre olacak şekilde kurulan bahçelerin, diğer dikim sitili ile kurulmuş bahçelere oranla daha yüksek verim ve kaliteli ürün alma olanağı sağladığını kendisinden öğrenme imkanımız oldu. Bizde bu bilgilerin
ışığından hesaplamalarımızı yaptık ve toplamda 4000 adet fidana ihtiyacımız olacağı konusunda mutabık kaldık. Fidan sayımızı belirlediğimize göre artık siparişimizi verebilirdik. 2021 yılı Kasım ayında doku kültürü ile üretilmiş 4000 adet wiking
çeşidi sarı sertifikalı fidanımızın siparişi verdik. Siparişini verdiğimiz fidanlarımız Nisan 2022 de elimize ulaştı. Küçük viyollerde iki yaprak şeklinde bize teslim edilen bebek araonya fidanlarını ramazan bayramının 3. günü başlayıp 5 gün süre ile devam eden bir çalışma ile 1 kilogramlık fidan torbalarına
dikimini yaparak tüplemiş olduk. Bu tüplerdeki 4000 adet fidanı bahçeye dikimi yapılacak zamana kadar 8 ay gibi uzun bir süre adeta bebek yetiştirir gibi özenle bakımlarını yapıp sağlıklı birer fidan haline gelmeleri için yoğun bir mesai harcadık. 2022
yılı haziran ayı ile birlikte hububat hasatları başladı ve arazimizde ekili olan buğdaylarda bu sayede biçilip hasat edildi. Artık arazi çalışmalarına başlamak için önümüzde bir engel kalmamıştı. ilk olarak bahçeyi kuracağımız alanda düzenlenmesi
ve çalılıklardan temizlenmesi gereken alanları kepçe yardımı ile temizledik. Ardından bir sınırı dere yatağına uzanan arazinin, dere tarafında bulun 400 m2 lik bir alanın uzun yıllardır işlenmemiş yapılmadığı için fidan dikimine pek uygun olmadığını
tespit ettik ve o alanı da kepçe yardımı ile güzelce temizleyip bahçemize kazandırdık. Bahçeyi kuracağımız arazimizde su kaynağı için bir çeşmemiz bulunuyordu. Ancak bu kaynağın su potansiyeli oldukça düşük olduğundan, kuracağımız bahçe için daha
güçlü bir su kaynağına ihtiyacımız vardı. Bununla ilgili ilk olarak klasik çubukla su arayan bir tanıdığımızı araziye getirdik. Yaklaşık olarak 2 saat kadar bahçenin neredeyse her köşesini elindeki çubuklarla adımlayıp belli noktalarına işaretler
koydu ve yaptığı bu işlemin sonunda 7-8 metre derinlikte güçlü bir su potansiyelinin olduğu bilgisini verdi. Onun bu sözleri üzerine temmuz ayı ortasında araziye bir paletli kepçe getirip işaretlediği noktalardan kazı çalışmalarına başladık. İşaretlenen
hat üzerinde 22 metre uzunluğundan 1,5 metre genişliğinde ve 7 metre derinlikte bir kanal kazdık. fakat bahsedildiği gibi bir su gözüne rastlayamadık. Akabinde hazır kepçeyi getirmişken bir su tutma havuzu oluşturalım dedik. Burada kışın yağan yağmurlardan
şu depolayıp yazın bahçemiz için sulamada kullanabileceğimiz fikri mantıklı gelmişti. Bunun üzerine 300-350 m3 su tutabileceğimiz devasa bir çukur kazdırdık.
Açtığımız bu çukur 1 ay kadar bu şekilde açık vaziyette kaldı. Fakat bahçenin eğimli bir arazi olması ve toprak tabakasının kayma riskini göz önünde bulundurduğumuzda, uzun vadede bu havuzun çokta kullanışlı olmayacağına kanaat getirdik ve 1 ay sonra bu havuzu yine kepçe yardımı ile kapattırdık.
Su sorunumuzu halletmek için çıktığımız bu yolda maalesef amacımıza ulaşamamış, üzerine birde bu iş için ayırdığımız bütçenin ciddi bir kısmını kepçe çalışmalarına harcayıp bütçemizi daraltmıştık. Bu yaşadığımız acı tecrübeden de anlaşılacağı üzere çubukla
falan su bulma işi çokta iyi bir fikir değilmiş. Farklı bir yöntem denememiz ve bu sefer sonuca ulaşmamız gerekiyordu. Bu kez işe daha bilimsel yaklaşıp bir jeoleji mühendisine başvurduk. 2022 yılı Ağustos ayı başlarında (özellikle bizim bölgemizin en
kurak dönemi ) jeoleji mühendisi bahçemize gelerek bir takım ölçümler ve çalışmalar yaptı. Yaptığı ölçümleri laboratuvar ortamında analiz ettikten sonra bize bir dosya hazırladı ve yerin 120 metre derinliğinde, saniyede 1,5 lt gibi bir su potansiyeli
olduğu ile ilgili dosyayı bize gönderdi. Şimdi yapmamız gereken mühendisin analize güvenip bir sondaj çalışması ile suyu yeryüzüne çıkarmaktı. Bununla ilgili olarak çalışmayı yapacak güvenilir bir ekibe ihtiyacımız vardı. Bir haftalık bir araştırmanın ardından işlemi
yapacak bir ekip bulduk. Ağustos ayının sonuna doğru sondaj makinasını bahçemize nakil ettik.Tüm ekipmanlar ve işlemi yapacak çalışma arkadaşlarıyla birlikte toprak
tabakasındaki ilk deliği açmaya başladık. İlk gün şansımız pek yaver gitmedi ve makinada çıkan problemler nedeniyle sadece
bir kaç metre derine inebildik. 2 gün sabah saatlerinde tekrar işe başladı ve aradan bir kaç saat geçmesinin ardından bir
gürültü ile birlikte sondaj makinası durdu. Makineye su sağlayan pompanın flanş kapağı patlamış, makinaya su sağlanamadığı için delme işlemi yine yarım kaldı. Problemin çözülmesi için Balıkesir
den gelecek olan parçayı beklemekten başka yapacak bir şeyimiz yoktu. Aradan 4 gün geçmesine rağmen 35 metre derinliğe anca ulaşabilmiştik. 5. günün sabahında parça geldi ve tekrar delme işlemine başladık. Öğle saatlerinde yine bir kötü haber! ! Bu kez
bir kaya tabakasına denk gelen sondaj makinasının mevcut sistemi ile bu kayayı delemeyeceğini, işleme devam edebilmeleri için havalı sisteme geçmeleri gerektiğini, bunun için tekrar
Balıkesir den kompresör talep edeceklerini bildirdiler. Aradan geçen
3 günün ardından talep ettikleri ek malzemelerin transferi bahçemize gerçekleşti. Yeni gelen ekipmanların kurulumu çalıştırılması falan derken öğle saatlerinde anca marşa basabildiler. 4-5 saatlik bir çalışmanın ardından ilk güzel haber geldi ve 104 metrede
ilk su gözüne rastladık, biraz sonra yeni bir su gözüne 108 metrede, bir sonraki ana kaynağı ise 114. metrede yakaladık ve daha fazla derine inmenin gereği olmadığına karar verdik. Akabinde kuyu temizleme işlemine başlayan ekip, kuyunun su haznesi için
çakıl siparişini de vererek işi hızlandırdı. Akşam saatlerinde çakıllama işlemini de bitirip sondaj çalışmasını tamamladılar. Bundan sonra 114 metredeki suyu yukarıya yani, yeryüzüne çıkarabilmek için gerekli pompa sistemini satın almamız ve bu işlemi bir an önce yaptırıp bahçeyi suya kavuşturmamız gerekiyordu. Bu konuda jeoloji mühendisinin bize yönlendirdiği elektrikçi
arkadaşlarla anlaşıp gerekli sistemi satın aldık. Kuyuda bir dalgıç pompa indirip gerekli pano bağlantılarını yaptıktan sonra artık suyu görme vaktimiz geldi. Jeneratör yardımı ile çalıştırdığımız dalgıç pompa sorunsuz şekilde suyu yukarıya çıkardı.
Artık güçlü bir su kaynağına sahiptik. Sondaj çalışmaları ile mücadele ederken, zamanın nasıl geçtiğini pek anlamadık. Fakat vakit geçtikçe fidanların dikim zamanı yaklaşıyordu. Bir an evvel bahçenin sürümünü (toprak işlemesini) gerçekleştirip fidanların dikileceği yerleri belirlememiz ve
uygun bir zamanda fidanları bahçemize nakledip dikimlerini yapmamız gerekiyordu. Eylül ayı sonunda olabilecek yağışların toprağa iyi işlemesini sağlamak amacı ile araziye ' tekli patlatma ' çekerek ilk işlemi gerçekleştirdik. Aradan geçen 15 günlük bir süre sonunda ' tiller ' ile 2 kez daha sürümünü yapıp toprağı olabildiği kadar küçük parçalara ayırdık. Kasım ayı sonuna doğru dikim sitili olarak belirlediğimiz sıra arası 3 metre işaretlemelerini yapıl her 3 metrede bir traktör
yardımı ile karık açtık. Sonrasında bu karıkları da 1 er metre arayla işaretleyip bu noktalara fidanlarımızın dikimini gerçekleştirecektik. Karıkların hepsini oluşturduktan sonra, sulama sistemi içinde bir alt yapı oluşturmak amacı ile sondaj kuyumuzun bulunduğu noktadan, sulama için bahçenin üst bölümüne yerleştireceğimiz su depomuz arasında suyun
transferi için kullanacağımız boruyu gömmek için zeminde derin bir kanal açtık. Karık açma işleminin sonucunda ortalama
50 metre uzunluğunda toplamda 77 sıra elde ettik. Sulama sistemi için aldığımız damlama hortumlarını karıkların çerisine çekerek, her bir damlama deliğine denk gelecek yere 1 fidan dikimi yapacaktık. Böylelikle toplam
uzunluğu 4000 metre olan damlama hortumlarını hem sulama için hazır hale getirdik hem de fidanlarımızın dikileceği noktaları işaretlemiş olduk. Aralık ayının gelmesiyle birlikte yağışlı havalarda etkili olmaya başladı. Artık
fidanlarımızı dikmek için uygun zaman gelmişti. 4000 adet Aronya fidanımızı traktör yardımı ile bahçemize naklettik.
Her bir dikim noktasına fidanlarımızı dağıttık ve 16 Aralık 2022 tarihine 10 kişilik bir ekip ile Aronya fidanlarımızın dikimine başladık. 3 günlük bir mesainin ardından tüm fidanlarımızı toprakla buluşturduk. Daha önceden bahçemize getirttiğimiz Leonardit organik gübreyi her bir fidan için 1 kilogram olacak şekilde fidan diplerine uyguladık. Leonardit, fidanların toprakla kolay uyum sağlamasını ve kök gelişimi
için önemli bir maddedir. Uzun ve zorlu geçen bir maratonun ardından bahçemizi resmen kurduk diyebiliriz. Tabi ki kurulum fidan dikimiyle bitmedi maalesef. Arazimizin bulunduğu bölgede pek çok yaban hayvanı varlığını sürdürmektedir. Bunların
en zararlıları yabani domuz sürüleri, tilki ve çakallardır. Özellikle yaban domuzları bu tür meyve bahçelerine zarar verme konusunda oldukça yeteneklidirler. Diğer ikisi ise genellikle fidanlardan çok sulama sistemi için kullandığımız damlama hortumlarını parçalamakla meşhurdurlar. Bunların dışından bölgemizde hayvancılıkta aktif olarak yapıldığı için, hayvan
yetiştiricileri hasat sonunda sürülerini arazilerde gezdirerek karınlarını doyurmalarını sağlarlar. Bu durum bizim için problem teşkil etmektedir. Bahçe güvenliğini sağlamadığımız takdirde bu sürülerin bahçemizi de ziyaret etmeleri
kaçınılmazdır. Bu konuda ivedi bir çalışma ile bahçemizin etrafını helezon çit teli ile çevirmek için araştırmalarımızı yaptık. Toplamda 270 adet galvaniz kaplı 2 metre boyuna metal direk ve 26 top helezon tel ihtiyacımız olduğunu tespit ettik. Malzemeleri kısa zamanda tedarik ederek hızlı bir şekilde bu iş için çalışma başlattık.
Kısa zaman içinde
direklerimizi gereken noktalara diktik, ardından helezon telleri direkler arası çekip bağladık ve bahçe güvenliği için gereken en önemli adımı bitirdik. Sırada sulama sistemini kurmak vardı. Daha önce sondaj kuyusundan depoya suyu basabilmek için döşeyeceğimiz ana hat borusu için yeterli derinlikte bir kanal açmıştık. Bu kanala 6 atü 50 lik kangal boru çekerek kuyu ve sulama deposu arasındaki bağlantıyı tamamladık. Bahçemiz sulama alt yapısı olarak 5 eşit bölümden oluşmaktadır. Her bölümde ortalama uzunluğu 50 metre (
bu uzunluk arazinin dere kısmındaki girintileri sebebi ile bazı sıralarda 70 metreye kadar çıkmaktadır) olan 16 adet aronya sırası vardır. Bu bölümlerin her biri birbirinde bağımsız şekilde sulanmaktadır. Bu sayede sulama programını daha esnek biçimde
hazırlama imkanımız olmaktadır. Oluşturduğumuz her bölüm için, damlama hortumlarına suyu taşıyacak 50 lık kangal boru hatlarını çekerek, damlama hortumlarının bu hatlara bağlantısını yaptık. Böylelikle sulama sistemi sezonda kullanılmak üzere
hazır hale geldi.
Bahçenin genel kurulum işlemi bu şekilde tamamlanırken ilerleyen süreçte bahçenin ve fidanların ihtiyacına göre belli eklemeler yaptık. Sonuçta burası yaşayan bir bahçe ve yaşayan her şey gibi bu bahçemizin de gereksinimleri bitmiyor.

( Bahçe kurulumundan 1 yıl sonra sonbaharda Aronya yapraklarının yeşilden kırmızıya döndüğü dönemden bir kare. Foto ; 241)
